KÜLTÜR, EDEBİYAT, DÜŞÜNCE
5. Sayıdan
Bekir Ağırdır: Adaletsizlik ve Yoksulluk Kalıcılaşıyor!
HALİL TÜRKDEN
Türkiye’de geliri giderinden fazla olan, bir biçimde tasarruf imkânı olabilen insan sayısının %20’lerden %11’e gerilemesi. Nüfusun %30’a yakını, geliri giderinden eksik yaşıyor. Ülkenin neredeyse üçte birinden söz ediyoruz. Dehşet hissi uyandıran bir tablo.
Bekir Ağırdır: Adaletsizlik ve Yoksulluk Kalıcılaşıyor!

Konda Araştırma Genel Müdürü Bekir Ağırdır, Kırık Saat’in bu ayki dosya konusu Yoksulluk için Halil Türkden’in sorularını yanıtladı. Ağırdır’a göre yoksulluk yükselirken pandemi bir dayanışma biçimi doğurdu.

Yoksulluk insanlık tarihi kadar eski bir kavram. Neydi ve bugün neye dönüştü? Bugün pek çok şeyi açıklarken “pandemi” sözcüğünü cümle içine bir yerlere iliştiriyoruz. Pandemi, mevcut yoksulluk tablomuza nasıl etki etti?

Bugün “yoksulluk”, durumu tek başına ifade edemiyor maalesef. Maddiyata dair açıklamalar yetmiyor. Yanına mutlaka “yoksunluk” da geliyor, yoksunluğu doğuran ve yoksunluğun yol açtığı yıkımları da irdelemek durumunda kalıyoruz. Örnekleri sıralayabiliriz ama en güncel ve en gözle görüneni düşünmek bile yeterli: Hijyen koşullarından, 20-30 saniye el yıkamanın öneminden söz ediyoruz sürekli. Bu dünyada hâlâ temiz içme suyu bulunamayan yerlerin olması normal mi?

Türkiye insanı, “hanenin dirliği, düzeni” gibi bir tanım kullanıyor. Bunu belirleyen dört unsur var: Gelir durumu, eğitim ihtiyacı, sağlık ihtiyacı ve güvenlik ihtiyacı. Bu dört unsur, yoksul olup olmadığınızı belirliyor. Yoksulluk, bu dört unsurun da kapsadığı yaşam biçiminden eksilme ya da imkânsızlık nedeniyle ulaşamama durumudur. Bu “imkânsızlığı” yaratan şey, sadece maddi olanaklar meselesi değil. Devletin ya da toplumun zihin haritalarındaki ayrımcı söylemlerden ötürü oluşan bir mahrumiyet hali. Pandemi haritasında ülkenin Güneydoğu Anadolu bölgesinde yoğunluğun olmadığı bir alan görünüyor. Bu bölge, gerçekten pandeminin kontrol altına alındığı alan mı; yoksa test yapıl(a)mayan, test kitleri gönderil(e)meyen alan mı?

Pandeminin ilk ayından bu zamana dek, 14 ayda 20’den fazla araştırma yaptık. Pandemiyi nasıl yaşıyoruz, pandemi hayat tarzımıza nasıl etki etti ve pandemiden sonraki hayata dair ipuçları nelerdir? Gördüğümüz en net verilerden biri, Türkiye’de geliri giderinden fazla olan, bir biçimde tasarruf imkânı olabilen insan sayısının %20’lerden %11’e gerilemesi. Nüfusun %30’a yakını, geliri giderinden eksik yaşıyor. Ülkenin neredeyse üçte birinden söz ediyoruz. Dehşet hissi uyandıran bir tablo. Bu kümenin de kendi içinde üçe ayrıldığını görüyoruz. Birincisi, bir biçimde katlananlar. Kömürünü eksilten, doğalgazını kapatan, evdeki öğün sayısını azaltanlar… İkincisi, borçlanarak var olmaya çalışanlar. Üçüncüsü de devlet, yerel yönetim ya da sivil toplumlardan gelen sosyal yardımlarla dengeyi kurmaya çalışanlar.

Hayatı dengede yaşayanlar, geliriyle gideri aşağı yukarı denk olanlarsa %60 oranında. Bu denklik, yoksulluk yok anlamına gelmiyor. İnsanlar, geliri neyse ona ayak uydurmaya çalışıyor. Bu ucu ucuna yaşayan insanlara, “hayatı 0 ya da 1 olanlar” diyorum. Gelir kapısı her neyse, o gelir sürdüğü müddetçe hayatı da sürdürüyorlar. Ama o gelirde bir kesinti olduğu takdirde gösterge 0’ı gösteriyor. İşsiz kalma korkusu, hiç olmadığı kadar yüksek bir seviyede. Çalışan her dört insanın üçü, işini kaybederse çok zorlanacağını ya da yeni iş bulamayacağını düşünüyor. 0 ve 1 arasında yaşamak, daha iyi bir hayata ulaşma arzusunu da törpülüyor. İnsanların tek yaptığı şey, hayatı sürdürmek, hayatta kalmak oluyor.

Bu sorunlar, tek başına pandemiyle açıklanamaz. Yoksulluk hep vardı. Gelir dağılımında hiçbir zaman bir iyileşmeden söz edemeyiz, ama içindeki dengesizliklere rağmen, özellikle 2002-2008 yılları arasında seviyenin yukarı tırmanışını gözlemlemiştik. 2014-2015’ten bu yana, ekonomiye dair bütün veriler düzenli olarak gerileme içinde. Pandeminin, bu süreci hızlandıran, sorunları görünür kılan ve katlanmasına yol açan bir etkisi oldu. Hizmet sektöründen 4 milyona yakın insan işsiz şu anda. Yevmiyesiz, maaşsız, sosyal güvencesiz… Pandemi, yıllardır elimizde olan bazı verileri, gelmekte olan o büyük yoksulluk dalgasını daha görünür kıldı.

Yazının devamını 5. sayımızda bulabilirsiniz.

E-Dergi Satın Al Basılı Dergi Satın Al
  • Bu içeriği paylaşmak ister misiniz?
  • Facebook
  • Twitter
  • GooglePlus