KÜLTÜR, EDEBİYAT, DÜŞÜNCE
3. Sayıdan
Çölleştirilen Kürtlük Dünyasında Bir Vaha: Erivan Radyosu
SELAHEDDÎN BİYANÎ
Erivan Radyosu bu bağlamda bizler için hâlâ bir başvuru kaynağı, zengin bir kültürel repertuar, işlevsel bir hafıza, hatta Kürdün kamusal alandaki en güçlü sesi olan dengbêjliğin nadide müzelerinden biri gibidir.
Çölleştirilen Kürtlük Dünyasında Bir Vaha: Erivan Radyosu

Erivan Radyosu ya da Kurdî dilinde Radyoya Rewanê, çölleştirilmeye çalışılan Kürtlük Dünyasının tam ortasında bir dil ve kültür vahası ya da kültürel bir kapatılma mekânına dönüştürülen Kürt kültür dünyasının faşizmden örülmüş kalın duvarlarında açılmış bir gedik gibidir. Neredeyse birçoğu kendisiyle yakın zamanlarda Kürtçe yayınlar yapmış olan Şarkû’l Edna, Bağdat, Tahran, Senendaj, Kirmanşah, Kahire, Radyoya Kurdistana Sor, Tiflis Radyolarının içinde Erivan Radyosu program içerikleri, yarattığı duygu, toplumsal etki ve geniş bir hafızalaştırma boyutuyla kategorik olarak her zaman apayrı bir yerde durmuştur. 

Radyo’dan yükselen ezgilerin toplamı Kürtler için bir duygular atlası gibidir. Binlerce farklı duygunun hare hare dolduğu bu atlasın en önemli yaratıcıları ise her biri bir söz ustası olan, birer kültür ve dil savaşçısı gibi yoksulluğa ve yoksunluğa rağmen inatla gırtlaklarını birer silaha dönüştürmüş olan dengbêjlerdir. Bu atlasın bir yerinde tarihsel bozgunların, göçlerin ve çaresizliklerin melankolik bir topografyası vardır, o topografyanın bir sonrası kahramanlığın, adanmışlığın, direnişin lirik bir anlatı alanı vardır. O atlasın bir sayfasında Şeroyê Biro’nun ‘sürgün ve kırılmayı’ anlatan kilamları, bir sayfa sonrasında ise Aram Tigran’ın halkı direnişe ve özgürlüğe çağıran ağırbaşlı lirizmi vardır. Kolektif hafızamızı besleyen ve kimliğe durmadan söz taşıyan dengbêjlerin yanında, radyoyu bin bir emekle ayakta tutan ve birçoğumuzun adını sanını bilmediğimiz binlerce emekçisi vardır radyonun. Radyo, bir taraftan Kürtlere birlik çağrıları yaparken bunu geniş bir tarihsel uzam ve hafıza üzerinden meşrulaştırıp yeniden üretiyor, öbür taraftan siyasallaşan bir Kürtlüğün de gramerine söz taşıyordu. Örneğin Erivan Radyosu’nu bir şekilde dinlemiş olan her Kürdün hafızasının bir yerinde dipdiri duran ve Eslîka Qadir’ın seslendirdiği şu ezgi yaratılmaya çalışılan ‘kendine ait olanı sahiplenme’ ve ‘ tarihsel meşruiyet’ ikilisinin bir çıktısı gibidir:

‘Welatê me Kurdistan e  

Cî û meskenê me Kurdan e  

Welat ji bo me rih û can e 

Kurd hemû bira ne.’

Özellikle 1937 ve 1944 yıllarında Rusya’da yaşanan büyük Kürt Müslüman Göçü ve sayabileceğimiz birçok farklı sosyolojik parametreden dolayı Radyo dâhil Sovyetlerdeki Kürtlük araştırmaları büyük oranda Ermeni ve Êzidî’ler tarafından domine edilmiştir. Bunda Ermeni ve Êzidî halklarının tarihsel bağları ve duygudaşlıklarının yanında Êzidîliğin kültürel asimilasyondan en az etkilenmiş Kürtlük kategorilerinden biri olmasının da etkisi vardır. Ayrıca kutsal kitapları olan Kitêba Cilve û Mishefa Reş’in Kürtçe yazılmış olmasının yanında Êzidîlerin içe kapanık toplumsallıklarının asimilasyona karşı bir direnç noktası, doğal bir bariyer işlevi gördüğünü söyleyebiliriz.  Radyonun başka özgün bir tarafı da Bağdat ve Tahran Radyoları Arap ve Acem enstrümanlarını yoğun biçimde kullanırken Erivan Radyosunun daha çok Kürt ve Ermenilerin kullandığı bilûr, def, zirne, duduk ve fiq enstrümanlarını  kullanmış olmasıdır. Bu enstrümanların birçoğu Êzidîlerin Laleş’teki Şêx Adiy’in türbesi ziyaretinde ilahiler ve şarkılar söylerken kullandıkları enstrümanlarla neredeyse aynıdır.

Sovyetlerin dönem dönem Kürtlük çalışmalarında ortaya koyduğu arıtma, ayrıştırma ve ideolojik törpüleme girişimlerine rağmen uyguladığı dil ve kültür politikası Sovyet Kürtlerinin folklorik ve dilsel hafızalaştırma bağlamında diğer dört parçayla niceliksel olarak kıyaslanmayacak kadar büyük bir kültürel sermaye yaratmalarını sağlamıştır. Erivan Radyosu bu bağlamda bizler için hâlâ bir başvuru kaynağı, zengin bir kültürel repertuar, işlevsel bir hafıza, hatta Kürdün kamusal alandaki en güçlü sesi olan dengbêjliğin nadide müzelerinden biri gibidir.

Yazının devamını 3. sayımızda bulabilirsiniz.

E-Dergi Satın Al Basılı Dergi Satın Al
  • Bu içeriği paylaşmak ister misiniz?
  • Facebook
  • Twitter
  • GooglePlus