KÜLTÜR, EDEBİYAT, DÜŞÜNCE
2. Sayıdan
DOSYA: Tahir Elçi - Hrant Dink - Uğur Mumcu - Musa Anter - Sebahattin Ali
KOLLEKTİF
Hedefti; çünkü savaştan, silahtan, kandan, halklar arasına kin ve nefret kamaları sokmaktan beslenenler en çok barış simgesi güvercinlerden korkarlar.
DOSYA: Tahir Elçi - Hrant Dink - Uğur Mumcu - Musa Anter - Sebahattin Ali

Akif Kurtuluş:

"Birayê min Tahir"

"Arkadaşım, Tahir kardeşimden önceki Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, 28 Kasım’dan sonra, “Hepimizi ensemizden vurdular”  demişti. Ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti bu topraklarda Kürtlerle sahici bir barış yapmadığı müddetçe, Tahir Elçi’nin katil veya katillerini de asla bilemeyeceğiz. Evet karamsarım ama umutsuz değilim".

Oya Baydar:

"Bu Ülkede Önce Güvercinleri Vururlar"

"2002’de Barış Girişimi’ni kurarken söylediğin o sözü hatırlıyorum sevgili Hrant. "Ama’sız barışçı olalım, barış eşekleri olup barışın yükünü çekelim” demiştin kendine has benzersiz üslubunla. Ben de: “Bu ülkede nce güvercinleri vurduklarını bilsek de, barış güvercini olalım, güvercinler ne kadar artarsa akbabalar o kadar aresiz kalır,” diyorum, sana bir selam, sana bin selam göndererek"...

Müslüm Yücel:

"Musa"

"MİT’in onunla ilgili raporunda, “Musa Anter’in İstanbul’daki evi, bir nevi Kürdistan Büyükelçiliği’dir.” İstanbul’da Kürt öğrenciler perişandır. Anter “Dicle Talebe Yurdu”nu açma girişimi içindedir. Yurdun başkanı Remzi Bucak’tır. Bir tüzük yazılır ve çalışmalara başlanır. İlkler belirlenir ve herkes bayrak ve silah üzerine yemin eder. Beyaz, kırmızı, yeşil ve kırmızının üzerinde sarı güneş şekli olan bir bayrak da eksik olmaz bu yemin töreninde. Beyaz barışı, kırmızı kan ve ihtilalı, yeşil Kürt coğrafyasının bereketini imgeler. Örgütün adı da “Kürtleri Kurtarma Cemiyeti” olur"...

Adnan Gerger:

"Geçmişin ve Geleceğin Karanlık Tarihi"

"Emperyal histerisi gizlenmiş siyasi suikastlar, derin faili meçhul cinayetler, adi ve gaddarca karanlık infazlar, acımasız ve salyalı operasyonlar… Bu coğrafyada her dönem ve her zaman uygulanan ve uygulanacak olan bu yöntemlerden sonra sorulan soru şudur: “Kim öldürdü?” Bu soruya hemen “Devlet!” yanıtı verildikten sonra sıra o olayın failin ismine ve bağlı olduğu sözüm ona varsa örgütün ismine gelir, olay sıradan ve normalleşir bir adli olaymış gibi zikredilir ve unutulur gider, ta ki yenisi işlenene kadar"...

Sevengül Sönmez:

"Aydınlatılamayan Cinayet"

"Sabahattin Ali sürekli takip edilmekte ve bu takip kendisine hissettirilmektedir. Farklı dönemlerde benzer baskılara maruz kalan Zekeriya Sertel Sabahattin Ali’nin bıkkınlık içinde olduğunu, özellikle tutuklulukları için, “Hani bir tane, iki tane olsa; bir yıl, iki yıl, beş yıl, her neyse verseler, bilirim ki yatıp çıkacağım. Ama durum öyle değil, birinin ardından bir daha, onun arkasından bir kez daha, soluk aldırmıyorlar, bunlar beni hapisten çıkarmamak için bilerek tertipler yapıyorlar” dediğini anlatmaktadır"...

 

Yazının devamını 2. sayımızda bulabilirsiniz.

E-Dergi Satın Al Basılı Dergi Satın Al
  • Bu içeriği paylaşmak ister misiniz?
  • Facebook
  • Twitter
  • GooglePlus