KÜLTÜR, EDEBİYAT, DÜŞÜNCE
1. Sayıdan
Genç Bir Adamın Ölümü Ya Da Filistin Davası Neden Kaybedildi?
ABDULLAH AREN ÇELİK
Kanafani’nin eserlerinde Filistinlilerin sesini dünyanın duymaması kadar, halkının kendi topraklarını terk etmesinin de bu kayıtsızlıkta payını olduğunu söyler. Özellikle bunu vurgulamak ister, ne olursa olsun ucunda ölüm bile olsa topraklarının terk edilmemesi Filistin davası için ilk önce yapılması gerekendir. Çünkü insanlar sahip olduğu topraklardan vazgeçtiklerinde bir daha ancak turistik amaçlı dönebileceğini bilir.
Genç Bir Adamın Ölümü Ya Da Filistin Davası Neden Kaybedildi?

   8 Temmuz 1972 tarihinde, Beyrut’ta bir evin önünde arabaya konan tuzaklı bir bombanın patlaması sonucu iki kişi hayatını kaybeder. Ölenlerden biri 36 yaşında Filistin’in en önemli yazarlarından FKHC’nin sözcüsü Gassan Kanafani’dir, diğeriyse henüz 12 yaşındaki yeğeni Lamees’dir. Patlama olduğunda Kanafani’nin karısı Anni ve dokuz yaşındaki oğulları Fayez ile evdedir. Küçük kızları Leyla ise evin merdivenlerinde oturmuş babasının verdiği çikolatayı yemektedir. Yaşanan hadise trajedi olarak değerlendirilir. Oysa bir çocuğun çikolata yerken gökten üzerine babasının etinin yağması bir trajediden fazlasıdır. Bu, insan aklının almadığı durum Ortadoğu cehennemini anlatan olaylardan yalnızca biridir. İsrail istihbaratı Mossad saldırıyı kendilerinin gerçekleştirdiklerini açıklar. Tel Aviv Lod Havalimanı’na yapılan saldırıya misilleme olarak Kanafani’yi öldürdüklerini gizlemez Mossad. Kanafani, Filistin halkının mücadelesini taşıdığı gazeteci, edebiyatçı, sanatçı kimliği sayesinde geniş kitlelere duyurma imkânına sahip biridir. Mossad her ne kadar bu suikastın arkasında Lod Havalimanı saldırısının olduğunu söylese de asıl gerçek bu değildir. Bu yalnızca Kanafani’yi öldürmek için İsrail istihbarat örgütünün uydurduğu bir yalandır. Suikast sonucu öldürülen Kanafani, Filistin halkının kurtuluş davasına sadakatle bağlı Arap k kenli bir Hıristiyan ve aynı zamanda Marksist bir entelektüeldir, hedef alınmasının başka bir nedeni de bu özelliğidir. Entelektüel bir şahsiyetin İsrail devletince hedef alındığı ilk değilse bile en önemli olaydır. Çünkü İsrail-Filistin meselesi konusunda “yazdıklarıyla” bir topluma yol göstermiş birisinin öldürülmesi o dönemlerde pek de alışık olunan bir durum değildir. İsrail devletinin Filistin’e dair nasıl bir planlama yaptığı ve neden bu suikastları gerçekleştirdiği sonraki birkaç  yıl içinde daha net anlaşılır. Kanafani suikastından yaklaşık üç yıl sonra İsrail-Filistin sorunun barışçıl çözümü için, içinde İbrahim Ebu-Lughod, Edward Said, Noam Chomsky, HowardZinn, İkbal Ahmet gibi saygın entelektüeller tarafından taraflarla bir takım görüşmeler yapılır. Görüşmelerin birinde İkbal Ahmet İsrail devletinin Arap yerleşim yerlerinin boşaltılması için zekice planlar yaptığını söyler. Fakat onu ilgilendiren İsrail’in yaptığı planlar değil, Arapların nasıl bir strateji izleyeceğidir. 1975 yılında o ve Chomsky İsrailli diplomatlarla görüştükten sonra Arafat ve kabinesi ile bir araya gelir. Ahmet, Filistinlilerle yaptıkları görüşmenin ardından yıllar sonra David Barsamian ile yaptığı bir söyleşide Filistin tarafının o günkü durumunu şu sözlerle anlatır: “Göreceğimi görmüştüm. Kendilerini İsrail’in yapabileceğinden daha beter bir şekilde mahvettiler.”*

 

* İkbal Ahmet, İmparatorluğa Meydan Okurken, David Barsamian İle Söyleşiler, Zoom Kitap Yayınları, Çev. Utku Özmakas, S. 35

Yazının devamını 1. sayımızda bulabilirsiniz.

E-Dergi Satın Al Basılı Dergi Satın Al
  • Bu içeriği paylaşmak ister misiniz?
  • Facebook
  • Twitter
  • GooglePlus