KÜLTÜR, EDEBİYAT, DÜŞÜNCE
1. Sayıdan
İlk Ders
ÜMİT KIVANÇ
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, haklarıyla birlikte doğmaz. Gerisini de zaman içinde öğreteceklerdir çocuğa: Hakların yok değildir, kağıt üzerinde vardır, yalnız devletin izin verdiği kadardır, dolayısıyla birden yok olabilirler. İfade özgürlüğü diye bir şey zaten daha baştan hak değildir. Belki çocuğunanlayacağı şekilde anlatacaklar: Her şey her yerde söylenmez!
İlk Ders

Okumaya başladığınız bu yazıyı yazmak için debelendiğim -her yazı o debelenme süreci geçildiğinde yazılabilir- günlerde, dokuz yaşındaki Utku, TRT’nin çocuk kanalını aradı. Ve hayatının geri kalanını şekillendirecek bir tecrübe yaşadı.

Normal performansı nasıl, bilmiyorum, ama birazdan aktaracağım yapay hadise bastırma gülüşü esnasında, sevimli olma rolünü Yeşilçam seslendirmelerinden devralmış gözüken sunucu, dokuz yaşındaki evladımıza bu memlekette doğup büyüyen herkesin bir an önce edinmesi gereken aslî bilgiyi sundu. Bu öyle bir bilgiydi ki, kutsal televizyon ekranı aracılığıyla aktarılmasını, kimi kabilelerin hâlâ sürdürdüğü “yetişkinliğe geçiş” âyini geleneğinin uzantısı sayabiliriz. Bilirsiniz, - çoğunlukla erkek- ergen çocuk, bazı sınavlardan geçirilir, fiziken dayanılması gü koşullara katlanır, a kalır, silahını kendi yapar, avlanır, tırmanır, atlar, yiyeceğini kendi bulur, yöreye, kabileye göre değişen bütün bu zorlu işleri başarınca da artık kabilenin yetişkin unsuru kabul edilir. Kabul sırasında kabilesine, âdetine göre, ona bazı takılar takılır, silah verilir, bir giysiyi giymeye hak kazanır, bazı dualar edilir, kulağına bazı sözler fısıldanır... 

Biz ilkel âdetlerini koruyan kabile değil, kendini toplum sanan fakat gerçekte bir türlü kaynaşamayan topluluklardan oluşan modern kalabalık olduğumuzdan, bu tür yetişkinliğe geniş törenlerini çoktan terk ettik. Ergenlik ve cinsel ilgi yaşının dokuzlara onlara indiği devirde, sözkonusu törenlerin yerine çocuğu akıllı telefon sahibi yapmayı geçirdik. Fakat hepimiz biliyoruz ki, asıl yetişkinliğe geçiş imtihanımız, yoksulların erişebilmek için didindiği orta sınıf heveslerinin uzağında yapılmaktadır; devletin bulunduğu yerlerde. “Burada soruları ben sorarım” diyeni, “kanun benim!” diyebileni henüz tanımamış veya bunların mânâsını idrak edememiş çocukların -ve yetişkinlerin- kulağına tılsımlı kelimeler işte oralarda fısıldanır. Devletin bulunduğu yerlerde.

Yazının devamını 1. sayımızda bulabilirsiniz.

E-Dergi Satın Al Basılı Dergi Satın Al
  • Bu içeriği paylaşmak ister misiniz?
  • Facebook
  • Twitter
  • GooglePlus