KÜLTÜR, EDEBİYAT, DÜŞÜNCE
1. Sayıdan
Kesmeselerdi Ağaçlar
TÜRKAN ELÇİ
Kolumuzda taşıdığımız saat an gelir kırılır, camında ölümün sureti belirir. Kırık suret bir hanenin eşiğinden bir daha gitmemek üzere meskûn olunur. Âlemin boşluğu, doluluğu, sonluluğu, sonsuzluğu "senden sonraya, önceye" bölünür.
Kesmeselerdi Ağaçlar

Senden sonra, ölüm kırık bir kol saati olarak evimize geldi. 

Kolumuzda taşıdığımız saat an gelir kırılır, camında ölümün sureti belirir. Kırık suret bir hanenin eşiğinden bir daha gitmemek üzere meskûn olunur. Âlemin boşluğu, doluluğu, sonluluğu, sonsuzluğu senden sonraya, önceye bölünür.

Saati avuçladım.

Gidenin, uçanın, bir daha gelmeyecek olanın ardında kalan, zembereğini acı durdurmuş bir saat, avucun ayasında kalan tek hatıra, bir daha yaşanmayacak zamanı rakamlarıyla bir sandıkta saklayan en değerli eşya olur. 

Ölümün karşısında direnmiş, dört saat sonra durmuş bir saat. 

Bir nesnenin mailki zulmün karsışında direnince meğerse zilyet olduğu eşya da direnirmiş. Akan anla beraber zamanın çıt çıt sesiyle dört saat dönüp, ahirinde sahibi gibi o da vurulur yere düşermiş. 

Yelkovan bir yere kaymış, akrep bir yana. 

Günün uğultusunda gecenin sessizliğinde birbirini kovalayıp kavuşamayan iki aşıktır akrep ile yelkovan. İnleyen kolun sıcaklığında dönen iki aşığa, zulümden mütevellid kurşun sesiyle kırılan camdan dünyanın içinde kalan hüsrandır.

Senden sonra her gece Sur’un ışıksız pencerelerine koştum. 

Taammüden işlenen unutulmaz cinayetin sesi, gece gündüz içimizde dolaşır. Ses akar, nehre dönüşür; nehir sazlığa düşer, sazlık ney olur; acımızı üfler geceye. Beyaz fikrin kibri bizi kendi sokaklarımızda yalın ayak, nefes nefese koşturur. Erişilen pencerelerin ışıksızlığı, yaşam karşısında mütereddid kılar koşanı. Sadece giden kararlıdır gidişinde. Gidenin vicdanı incedir, işlemediği suçların azabını ekecek kadar incedir. Kötülükten münezzeh bu incelik, geridekilerin yüreğine dokunurken, faili bulunmaz bir ölümün utancı bir Minare’ye asılı kalır. Minare, meskûndan metruka dönmüş sokağa bakar, sokaktan bir pencere açılır. Barut kokusuyla sarhoşa d nen pervaz, bizi gökyüzünün derin boşluğuna değil, savaşın boşluğunda yolculuklara çıkarır. Savaşın batan, acıtan yanlarını yontmaya alışanların ayak izleriyle nakş olunmuş yolların yolculuğunda hangi kelimenin ucundan tutsak, elimizde kalır. Taş avlulu evlerin kapılarından ölü çocuklar geçer, hakkın ve hürriyetin temeli sarsılır, yaşamın kutsallığında yeller eser, duvarlar zulme boyanır, ağyar olur bize çocukluğumuz. Bir olağanüstü hal yaşanır, olağanın altında kalır vicdan. Kanunun sözü, özü, ruhu ters yüz edilir yorgun ve kederli yüreğimizin üzerinde ışığı söndürülmüş bir Sur yükselir. Çaldığımız her failin kapı tokmağı elimizde kalır, meskûn mahalin adresi meçhulün boşluğunda yol alır.

Yazının devamını 1. sayımızda bulabilirsiniz.

E-Dergi Satın Al Basılı Dergi Satın Al
  • Bu içeriği paylaşmak ister misiniz?
  • Facebook
  • Twitter
  • GooglePlus